Hamilelikte Yaşanan Bel ve Sırt Ağrılarına Dikkat!

Hamilelikte Yaşanan Bel ve Sırt Ağrılarına Dikkat!

Yeni bir yaşamın dünyaya gözlerini açmasını sağlayan hamilelik, aynı zamanda bu mucizeyi bedeninde büyüten kadınların vücudunda, hem hormonal hemde anatomik değişiklikler meydana gelmesine neden olmaktadır. Genellikle ağrılı ve sancılı geçen bu dönemde anne adaylarının bel ve sırt sağlığı için çok daha dikkatli olmaları ve kendini  koruması çok önemlidir.

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekiyor; ki hamilelikte bel ağrısı çok yaygın bir şikayettir. Bel ağrısı yanında kalça ve sırt ağrıları da görülmektedir. Ağrılara bağlı şikayetlerin bir kısmı hamilelik sürecinde kendiliğinden ortadan kalkabilirken, bir kısmı da çeşitli egzersiz ve besin takviyeleri ile giderilebilir.  Anne adayının ihtiyaç duyduğu ek besinler doktoru tarafından onaylanır ve annenin beslenme programına destek olması için eklenir.  Ancak her ağrının çözümü bu kadar basit değildir ve hamilelikte ortopedik sorunlar görülebilir. Genellikle  vücuttaki ağırlık merkezinin yer değiştirmesi nedeniyle hamilelikte bel ve bacak ağrıları görülebilir. Anne adayı değişen ağırlık merkezine adapte olamaz ve hareket kabiliyeti azalır.

Hamilelik sürecinde, relaksin ve östrojen hormonu salınımı ile bağlantılı olarak bağlarda ortaya çıkan gevşeklik omurga ve eklem zedelenmesine yol açabilmektedir. Değişen hormonlar vücuttaki ödem ve basıncı arttırarak tendonlar ve sinirler üzerinde baskı yaratarak karpal tünel sendromu rahatsızlığına  neden olabilmektedir. Bu durum genellikle el ve parmaklarda uyuşukluk belirtisi ile kendini gösterebilir. Bel ağrısı hamilelik sürecinde tendon sıkışması ile ortaya çıkabilen başka bir rahatsızlığın belirtisi olabilir. Hamileliğin sonlarına doğru doğuma hazırlanan vücudun leğen kemiğinde yaşanan genişleme yine bel ağrısı olarak kendini gösterebilir. Bu ağrılar doğum sonrasında annenin bebeği tutarken ve kaldırırken aldığı pozisyonlar ile daha kötü hale gelebilir.  Burada önemli olan anne adayının değişen fizyolojisinin farkına varmasıdır. Vücudundaki kısıtlamaların farkına varıp vücudunu dinlemeyi öğrenmesidir.  Hamilelikte düşme oranı normale nazaran 2-3 kat artmaktadır. Özellikle denge kayıplarına bağlı düşmelerin önüne geçebilmek için anne adaylarının hem ev içerisinde hem de dışarıda daha dikkatli davranarak düşme tehlikesini en aza indirmesi gerekmektedir.

Ağrıdan kurtulmak için genellikle; kısıtlı fiziksel aktivite, topuklu ayakkabı kullanılmaması, diz altı yastıkları yardımıyla yatak istirahati ve sıcak kompres fayda sağlamaktadır. Hamilelikte yaygın olarak görüldüğü için bel ve sırt ağrıları pek önemsenmiyor olsa bile uzun süren ağrısı olan anne adaylarının bir uzman tarafından muayene edilmesi çok büyük önem arz etmektedir. Bu ağrıların, vücudun değişen fizyolojiden mi yoksa patolojik bir nedenden ötürü mü kaynaklandığının tespit edilmesi gerekmektedir. Uzmanın vereceği tavsiyeler ve egzersizler eşliğinde hareket etmek anne adayının ve bebeğinin sağlığı için göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.

Gün içerisinde dört set şeklinde ve 20 dakika sırt üstü uzanarak ayakları kalçadan 60 cm. yukarıya kaldırmak bel açısını rahatlattığı için akut ağrıya iyi gelmektedir. Ayrıca kalçayı öne eğik şekilde tutmak da ağrıyı azaltabilmektedir.

Bunun dışında henüz herhangi bir ağrı yaşamadan önlem almak isteyen anne adayları hamileliğin ilk evresinden itibaren kasların taşıyıcı özelliklerini güçlendiren pilates gibi egzersizlerin yanı sıra ağırlık çalışmaları yapabilir. Ancak düşük tehlikesinin artarak devam edeceği ikinci evreye yaklaştıkça bir uzman denetiminde egzersizlere yön verilmesi gerekmektedir. Beslenme konusunda ise özellikle kalsiyum, fosfat ve bol protein içeren dengeli bir beslenme programı iskelet ve kas yapısını destekleyerek bebeğin ihtiyaçları için anne vücudunun yıkıma uğramasını büyük ölçüde azaltır. Böylelikle  anne adayı  bebeği besleyen vücudunu destekleyerek, vücudun zayıf düşmesi problemiyle karşılaşmaz, omurga ve kas kökenli ağrıların önüne geçer.

Hamilelik anneliğin en güzel süreçlerinden birisidir. Hamilelik sırasında vücudun sesine kulak verilerek, ihtiyaçlarının karşılanması çok önemlidir çünkü  hamilelikte ortopedik sorunlar tedavi edilmezse, annenin hamilelik sonrası da bu tarz problemlere daha yatkın hale gelmesine neden olabilir.